01.25.08

Toprak altında işleyen fabrikalar

Yazı kategorisi: Mehmet Paksu tagged 8:10 pm yazan: Minik Kelebek

Hayatında hiç kitap görmemiş, ilim nedir bilmeyen, cahil bir adam, hiç umulmadık bir şekilde muhteşem fabrikalar inşa etse, herkesi hayrette bırakan mimari eserler yapsa ne düşünürdük? “Mutlaka bu adama akıl veren büyük hocalar, ilim adamları vardır” derdik hemen. Veya, gözleri görmeyen, eli ayağı olmayan, konuşamayan başka bir adam eline sadece taş ve su gibi basit maddeler verildiği halde, oturduğu yerden top top kumaş, binlerce mücevher, lezzetli yiyecekler üretse, ne yapardık?

“Bu kadar harika sanatları meydana getiren o adam olamaz. Olsa olsa büyük bir sanatkârın kapıcısıdır. Bu muhteşem eşyaların onun eliyle bize gelmesi, onun yaptığını göstermez” derdik, değil mi? Aklı, gözü ve şuuru olmayan kara ve kuru bir toprak parçası, bu tasvir ettiğimiz adamdan pek farklı değildır. Ona sadece su ve küçücük bir taşı andıran tohumlar veriyoruz, o bize sayısız çeşitlilikte erzak üretiyor.

Sanki verdiğimiz tohumun içindeki kodları okuyup anlayabiliyor gibi, hiç yanılmadan her seferinde elma tohumundan elma ağacı, fasulye tohumunda fasulye filizi çıkarıyor. Nar tanesinin içindeki nar ağacının nasıl yapılacağını anlatan tarif kitabını okur gibi, dalından onlarca nar sarkan ağaçlar inşa ediyor.

Narda, elmada, zeytinde, toprakta, suda, hava zerrelerinde hiç şaşmayan, bozulmayan manevi fabrikalar gizlidir. Adeta hiçten yapılır gibi, küçücük taneler o fabrikalardan geçip kocaman sanat eserlerine dönüşürler. Her gün, her saat, her saniye, büyük bir huşu ile minicik tohumlar toprağın altından bazen sümbülden kıyafetlerine bürünerek, bazen bir ağacın dalından gülümseyen narçiçekleri gibi mis kokularını etrafa yayarak ortaya çıkar, her halleriyle o Yüce Sanatkâr’ı metheden kasideler söylerler.

Mehmet Paksu

Yorum Yapın