01.25.08
Taşın yumuşaklığı
“Öyle taşlar vardır ki, bağrından ırmaklar çağlar. “Öyle taşlar vardır ki, yarılır da aralarından sular akar.“Öyle taşlar vardır ki, Allah korkusundan parçalanır, aşağılara yuvarlanır.” Bakara Suresinin 74. ayetinde taşa ait bu vasıflar sayılmadan önce şu ifade geçiyor: “Bütün bunların ardından kalbiniz katılaştı, sanki taş kesildi, hatta taştan da katılaştı.” Kur’ân’da taşla insan arasında bu ilişki neden kuruluyor?
Taşa neden bu kadar önem veriliyor? Jeolojik olarak taş tabakası, insan bedeninde kemik gibidir. Bir kere taş ve kaya tabakası olmasaydı ne toprak, ne de su duracak, tutunacak bir yer bulamazdı. Bedenimizdeki iskelet sistemine kim görev vermişse, yeryüzündeki taş tabakasına O görev vermiştir. Toprak bitkilere analık ettiği gibi, taş da toprağa analık eder.
Yeraltı ve yer üstü sularının düzenli bir şekilde akmasında taş tabakası görev yapar. Bitkiler ve ağaçların ipek gibi nazik kök ve damarları çok kolay ve rahat bir şekilde, hiçbir engelle karşılaşmadan taş ve kayaların bağrını delerek gelişir ve büyür. Yapı itibariyle o kadar katı ve hissiz olan taş, o yumuşacık köklerin karşısında balmumuna döner ve o incecik akan sulara karşı ipekleşir.
“Güya bir âşık gibi o latif ve güzellerin temasıyla kalbini parçalar, yollarında toprak olur.” Birçok dağ yekpâre taş ve kayadan oluşur. Zaman içinde İlâhi tecelli sonucu deprem ve bazı jeolojik olaylar meydana gelir, zirvelerindeki kayalar parçalanır. Bir kısmı ufalanır toprağa dönüşür, dağların tepelerinden getirdiği elementlerle bitkilerin yetişmesine vesile olur. Bir kısmı da taş olarak kalır, yuvarlanır, derelere ve ovalara dağılır, inşaat ve benzeri birçok işimizi görür.
Bizim “taş” diyerek geçtiğimiz o dışı katı içi pamuk gibi yeryüzü memurları, meğer ne yumuşak ve bereketli işler yapıyorlarmış…
Mehmet Paksu