01.25.08
Kedinin fosforlu gözleri
Bir lale bahçesini hepimiz, uzun ince bir dal üzerinde salınan zarif çiçeklerin oluşturduğu bir bahçe olarak görürüz. Hepimiz, bir menekşeyle kırmızı gülün arasındaki farkı rahatlıkla ayırt ederiz.Peki hayvanlar, Allah’ın kainata yerleştirdiği birbirinden güzel harikaları nasıl görüyor? Renkleri görmek, sadece insanlara ait bir özellik değildir, ancak hiçbir hayvan gözü, onları biz insanlar kadar çeşitli ve canlı göremez. Tabii diğer canlılarla aramızdaki görüş farklılığı, her zaman bizden daha az gördükleri anlamına gelmez.
Mesela, biz geceleri elimizde lambamız olmadan önümüzü göremezken, bu kediler için asla sorun olmaz. Eğer dünyaya bir kedinin gözlerinden bakıyor olsaydınız, şüphesiz geceleri olağanüstü bir görüş kabiliyetiniz olacaktı. Çünkü kedilerin gözlerinin arkasında ayna görevi gören ve ‘Tapetum’ adı verilen bir zar vardır. Bu organ ışığın göz içinde her tarafa yayılmasını ve nesnelerin daha parlak görülmesini sağlar. Böylece kediler insanlara göre 6 kat daha karanlık ortamlarda rahatlıkla görebilir.
Aynı kediler, gün ışığını görme konusunda ise o kadar iyi değillerdir. Ancak en küçük bir kımıldamaya ani tepkiler verecek kadar sıkı bir refleks sistemiyle donatıldıklarından farelerin işi, gündüzleri de oldukça zordur. Bir gün ışığının bile başka başka canlıların hayatında nasıl tecelli ettiğini görünce, Cenab-ı Hakk’ın sanatındaki çeşitlilik ve incelik, hayranlığımızı arttırıyor.
Kim bilir, kainatın bizim göremediğimiz, bilemediğimiz derin köşelerinde o Büyük Sanatkâr, hangi sanatlarını, güzelliklerini sergiliyor. Biz onları görmesek de, Yüce Kudret kendine has ince ve dakik nazarıyla bizzat görüyor, bu da zaten güzelliklerin asıl yaratılış maksadını ifade ediyor.
Mehmet Paksu