01.25.08

Kainatı koklarken

Yazı kategorisi: Mehmet Paksu tagged 8:06 pm yazan: Minik Kelebek

Bir çiçeği kokladığımızda, o kokuyu almamızı sağlayan sebep o nesnenin etrafa yaydığı koku molekülleridir. Bu moleküller havada yüzüp burnumuza ulaşan uçucu kimyasallardır.Burnumuzun arkasındaki nazal bölümlerde özel sinir hücreleri bulunur. Bu hücreler havayla sürekli temas halindedir. Sahip oldukları tüy şeklindeki çıkıntılar sayesinde kokuyu daha iyi algılarlar. Koku molekülü önce bu çıkıntılara tutunur, ardından sinir hücrelerine ulaşır ve sonuç olarak biz koku alırız.

Öyle ki bizler on binden fazla farklı kokuyu algılarız. Bir bahçeden gelen hoş kokuları çiçeklerin yüzeyinden kopup gelen moleküllerin havada yüzüp burnumuza ulaşmasıyla hissederiz. Havalar ısındığında bahçeden gelen kokuları daha güçlü hissederiz. Çünkü sıcaklığın etkisiyle moleküller daha hızlı hareket eder. Bir çiçeği kokladığımızda hızla çiçeğin yüzeyinden ayrılan moleküller burun boşluğumuza ulaşır. Koku alıcılar pul büyüklüğündeki dokulardan ibarettir. Beynin biraz aşağısında geniz boşluğunda yer alan bu dokular, koku moleküllerinin hedef tahtasıdır.

Çiçekten gelen moleküllerin yüzde onluk bir kısmı bu dokulara ulaşır ve orada nemli mukusta eridikten sonra koku alıcılara ulaşırlar. Dokuyu kaplayan tıpkı bir anten gibi uzanan tüy benzeri koku alıcıları kokuyu tespit eder ve beyne iletir. Böylelikle biz çiçeğin kokusunu hissederiz.

Burnu, koku hücrelerini ve çiçekleri kim var etmişse, binlerce kokuyu birbirine karıştırmaksızın hissettiren de şüphesiz O’ndan başkası değildir.

Mehmet Paksu

Yorum Yapın